Ana Sayfa Ziyaretçi: 12 Üye: 0 Toplam: 12   Toplam Uye: 16539   Son Üye  erdemm
PHP Nuke Demo Modülümüz Yayına Başlamıştır....
Anasayfa   |  Haberler   |  Dosyalar   |  Sunumlar   |  Hesabınız   |  Forum   |  Ä°letiÅŸim
Egitimin Sesi :: Başlık görüntüleniyor - Matematik Dersine Nasıl Çalışılır?
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Ã–zel mesajlarınızı kontrol etmek için giriÅŸ yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriÅŸ yapın   GiriÅŸGiriÅŸ 

Matematik Dersine Nasıl Çalışılır?

 
Yeni baÅŸlık gönder   BaÅŸlığa cevap gönder    Egitimin Sesi Forum Ana Sayfa -> EÄŸitim ve Öğrencilerimiz
Önceki baÅŸlık :: Sonraki baÅŸlık  
Yazar Mesaj
igunduz
Moderatör
Moderatör


Kayıt: Oct 15, 2005
Mesajlar: -32
Konum: İzmir/Buca

MesajTarih: Cmt Ekm 22, 2005 8:11 pm    Mesaj konusu: Matematik Dersine Nasıl Çalışılır? Alıntıyla Cevap Gönder

Kim korkar matematikten?

Neden matematik öğreniyoruz? Konuştuğunuz herkesin matematikle ilgili söyleyecek bir şeyleri vardır. Bazı insanlar matematiği sever, kimileri ise pek hoşlanmaz.
Bazı öğrencilere göre matematik birçok kural ve formülden oluşan bir derstir. Kimine göre ise, matematik hayatın içindedir. Alışverişte bir şey satın alacağımız zaman, yemek yaparken kullanacağımız malzemenin ölçüsünü ayarlarken, ya da bir bina inşa ederken, yani sık sık kullandığımız bir şeydir. Öyleyse matematik sadece sayılardan ibaret bir ders midir? Elbette sayıların önemi tartışılmaz; fakat matematik aynı zamanda, ilişkileri görmeyi, sebeb-sonuç ilişkisini kurabilmeyi, okuma ve yazmayı, tabloları, resimleri, grafikleri yorumlayıp kullanabilmeyi içerir. Bulmaca çözmek, gazete okumak gibi gündelik faaliyetlerimiz aynı zamanda bizim için birer matematik alıştırmasıdır.

Matematik sınavında heyecanlanıyorum

Ders zamanı ayaklarım geri geri gidiyor

Tahtaya kalkmak benim için bir kâbus

Konular daha zorlaşacak mı?

Matematik kaygısı!

“Matematik dersine gireceÄŸim zaman ayaklarım geri geri gidiyor. Derste tahtaya kalkmak benim için bir kabus. Derste soru sormaya çekiniyorum. Åžimdi bazı iÅŸlemleri anlayabiliyorum ama ileride konuların daha zorlaÅŸacağından endiÅŸeleniyorum. En fazla matematik sınavına gireceÄŸim zaman heyecanlanıyorum. Sınava nasıl hazırlanacağımı bilmiyorum. Derste konuları anlıyorum; ama eve geldiÄŸimde, sanki hiç sınıfta bulunmamışım gibiyim. Matematik dersinden kalmaktan korkuyorum.”

Yukarıdaki ifadeler sizden bir şeyler barındırıyorsa, matematik kaygısı taşıyor olabilirsiniz. Matematik kaygısı, matematik dersine karşı duyulan duygusal bir tepkidir. Geçmişte yaşanmış olumsuz ve deneyimlerden kaynaklanır. Bu, ileriki öğrenmeleri de engeller.

Matematik korkusundan nasıl kurtulabilirsiniz?

Öncelikle matematiksel geçmişinizi tespit edin

İşlem kabiliyetiniz yetersiz ise matematiÄŸin temel konularını çalışmakla iÅŸe baÅŸlayabilirsiniz. İşlem kabiliyeti, matematiÄŸin ABC’si gibidir. Nasıl ki harfleri bilmeden okuma-yazma öğrenemezseniz; iÅŸlem yapmayı bilmeden matematiÄŸin diÄŸer konularını öğrenmeniz mümkün deÄŸildir.

Eğer işlem kabiliyetiniz düşük ise ders çalışmaya dört işlem, rasyonel sayılar ve işlemler, köklü ve üslü ifadeler, çarpanlara ayırma, özdeşikler konularıyla başlayabilirsiniz. İlköğretim öğrencileri özellikle dört işlem kabiliyetini (toplama, çıkarma, bölme, çarpma) çok iyi edinmiş olmalıdır.

İşlem kabiliyetiniz iyi, fakat konuları anlamakta güçlük çekiyorsanız; ders çalışırken konuları kavramaya daha fazla vakit ayırmalısınız. Özellikle matematiğin en güç alanı çeşitli problem tiplerini birbirinden ayırt edebilmektir. Yani hangi problem nasıl çözülür? Bu ayırımı yapabilme seviyesine gelene kadar konu çalışmasına devam edin. Birçok matematik kitabının sonunda konu tekrar problemleri vardır. Her konunun sonundan bir problem seçerek, bu problemler arasındaki farklılıkları not edin. Her problemin çözümü için yapmanız gereken, ilk basamağı yazın. Mesela; OBEB ile OKEK problemleri arasındaki fark nedir? Yaş problemleri ile işçi problemlerini nasıl ayırt ederim ve her biri için işleme nasıl başlarım gibi. Güçlük çektiğiniz konuları asla atlamayın. Onları iyice öğrenmeden yeni konuya geçmeyin. Örnek problemleri işlem basamaklarını iyice kavrayana kadar tekrar tekrar çözün. Bunun vakit alacağını da aklınızdan çıkarmayın.

İşlem kabiliyetiniz iyi, konuları anlıyor fakat çok hata yapıyorsanız; konu çalışmasından çok pratik yapmaya zaman ayırmalısınız. Bir konuda kendinizden emin olana kadar çok örnek çözün. Problem çözerken yanınızda bir saat bulundurun ve bir müddet sonra gittikçe kısalan sürelerde problemi çözüp çözemediğinizi kontrol edin.

Konuları küçük parçalara ayırın ve basit

örneklerden zor örneklere doğru ilerleyin


Matematik dersinde elde edeceğiniz başarılar, geçmiş olumsuz deneyimlerinizin izini silecek, gelecek öğrenmeleriniz için yol açacaktır. Bunun için eksiklerinizi bir an önce telafi etmeye başlayın. Basit konuları çok iyi anlayana ve problem çözümünde yeterince otomatikleşinceye kadar soru çözmeye devam edin.

Olumsuz iç konuşmalara son verin

‘Bunu asla anlayamam, bu problemi çözmem imkansız, baÅŸaramayacağım’ gibi içinizde sürekli tekrarlanan iç konuÅŸmalarınıza kulak vermeyin. Olumsuz iç konuÅŸmaların insana hiçbir faydası yoktur. Bu konuÅŸmalardan kurtulmak için ÅŸu yöntemi kullanabilirsiniz:

Olumsuz iç konuşmalarınız başladığı zaman gözlerinizi kapatın ve konuşan sesi bir hoparlör gibi düşünün.

Şimdi bu sesi (hoparlörü) öne çağırın gelsin. Ne diyor? Bu sese ihtiyacınız var mı? Size bir faydası var mı? Eğer cevabınız olumsuz ise o hoparlörün sesini kısın, artık hiçbir şey söyleyemesin.

Ya da o sesi kaale almadığınız biri karşınızda konuşuyormuş gibi düşünün (mesela bir çizgi film karakteri gibi)

Matematik dersine nasıl çalışılır?

1 İhtiyaç duyduğunuzda öğretmeninizden ya da bilen bir kişiden yardım isteyin. Yapamadığınız soruların yanına bir işaret koyun. Ev ödevlerinde yapamadığınız soruları atlamayın. En kısa zamanda bu soruların çözümlerini bilen birinden öğrenin.

2 Sadece öğretmeni izleyerek konuyu anlayamayacağınızı unutmayın. Mümkün olduğunca çok örnek çözün.

3 Kuralları, formülleri, işlem basamaklarını küçük kartlara yazın. Bu kartlardan birini rastgele çekerek kural veya formül hakkında neler bildiğinizi kontrol edin. Bunu arkadaşlarınızla ya da aile fertlerinizle bir oyun haline getirebilirsiniz

4 Bir arkadaşınızla birlikte çalışın. Araştırmalar, grupla çalışan kişilerin yalnız çalışanlara göre daha iyi performans gösterdiklerini ispatlamıştır. Zaman zaman birbirinizin işlemlerini kontrol edin.

5 Konunun başlığını muhakkak yazın. Eve geldiğiniz zaman ödev yapmaya başlamadan önce defterinizdeki başlığı renkli bir kalemle çizin. Bu sizin ne yaptığınızı görmenize yardımcı olacaktır.

6 İşlem yaparken her basamağın yanına ne yaptığınızı kendi kelimelerinizle tekrar not edin.

Niye matematik en korkunç ders?

Matematik, endüstrileÅŸmiÅŸ toplumun hemen hemen her ürününde var. Hiçbir gökdelen, hiçbir cep telefonu veya antibiyotik matematik olmadan geliÅŸtirilemezdi. Gündelik yaÅŸamda ne kadar çok matematik bilgisi varsa bunları kullanmak için o kadar az matematik bilgisi gerekiyor. Avrupa genelinde yüz binlerce öğrenci OECD adına uluslararası bir uzman ekibi tarafından hazırlanan “Programme for International Student Assessment”ın soru formlarını doldurdu. AraÅŸtırma daha çok öğrencilerin matematik kabiliyetini ölçmeye dayanıyordu. Türkiye 40 ülke arasında matematikte 33. sırada, okumada 33. sıra ve tabiat bilimlerinde 35. sırada kaldı.

Matematik soruları, ezbere dayanmayan problemlerden oluşuyordu. Öğrencilerden formüllerle uğraşmak yerine matematiğin dünyada oynadığı rolünü kavrayarak, mantıklı bir şekilde uygulamaları istendi.

Gündelik yaÅŸamdaki soruların matematik diline çevrilmesi eÄŸitimciler tarafından dilimize aÅŸağı yukarı ‘matematik okuryazarlığı’ olarak çevrilebilecek, “Matematical Literacy” olarak adlandırılmakta. BaÅŸarılı Pisa öğrencileri her test sorusu için uygun formülü aramak zorunda olmasalar da, soruyu çok iyi anlamak zorundadırlar.

Örneğin 1998 ve 1999 yılları arasında gerçekleştirilen gasp olaylarının gösterildiği bir grafiği, şu soruya göre yorumlamak zorundalar: Gasp olaylarının arttığı doğru mudur?

Öğrencilerin birçoÄŸu ‘evet’ diyor. Sonuçta yandaki sütun çok daha yüksektir. Oysa eksenlerin derecelendirilmesine bakan öğrenci gerçekte gasp olaylarının artmadığını görür. DiÄŸer sorular da uygun deneylerle çözülebilmekte.

Listenin sonlarında yer alan Türkiye’de öğrencilerin yarıdan fazlası (yüzde 53) matematikte birinci düzeyin altında kaldı. OECD ülkeleri ortalaması için bu oran yüzde 30’un altındadır. Türkiye’yi diÄŸer ülkelerden ayıran bir özellik, okul türleri arasındaki farklılıkların en büyük olduÄŸu ülke olmasıdır. Japonyanın özellikle de matematikte hep üst sıralarda yer alması, durmadan çalışmayı gerektiren acımasız bir sisteme baÄŸlanıyordu. Tokyo’daki Suginami İlköğretim Okulu’nda yapılan bir ziyaret ilk baÅŸta bu önyargıyı kanıtlıyor gibi. Matematik dersi matematik sorularının sınıfça toplu halde çözülmesiyle baÅŸlıyor.

Bir öğrenci, örneÄŸin 36 x 8 eÅŸittir 288 dediÄŸinde, dördüncü sınıfın geriye kalan tüm öğrencileri “doÄŸru” diye yanıt veriyorlar.

Öğretmen Yasuho Arita sırayla herkesi kaldırıyor ve en sonunda tüm öğrenciler aynı soruları kendi kendilerine çözüyorlar ve Arita öğrencilerin başında kronometreyle bekliyor. Hesap alıştırmaları bittikten sonra Arita’nın “ilginç matematik” dediÄŸi baÅŸlıyor.

Öğretmen tahtaya köşeli bir insan çiziyor. Öğrenciler bu figürü yap boz parçalarına benzeyen Tangram taÅŸlarıyla biçimlendiriyorlar. Ve birdenbire Japonya’daki matematik dersinin sanıldığı gibi sadece katı kurallarla iÅŸlemediÄŸi ortaya çıkıyor. Arita, gayet cazip yöntemlerle öğrencileri matematiÄŸe özendirmekte.

Ona göre tek başına mekanik alıştırma, zorlu matematik problemlerini çözme hevesini söndürmekten baÅŸka hiçbir iÅŸe yaramaz. ‘Burada kiÅŸisel çaba gerekli.’ diyor Arita... Japon okullarındaki diÄŸer önemli bir konu da problemlerin herkes tarafından tamamen anlaşılana dek sınıfça o problem üzerinde çalışılması.

Anlaşıldığı üzere Japon öğrenciler toplu halde alıştırma yapma ve “ilginç matematik”le biçimlenen matematik dersinin yararlarını görüyorlar. Oysa ülkemizde diÄŸer derslerde olduÄŸu gibi matematik de büyük ölçüde formüllerin ezberlenmesine dayanır. “Müzik eÄŸitimi alan bir öğrenciye yıllarca nota ezberletmeye benzeyen bu sistem, sanata, nefret duymaktan baÅŸka bir ÅŸey vermez.” diyor Enzensberger.

Matematik korkutan bir ders olmamalı. Öğrencilerin sayılarla ilgili bilmece dünyasına olan meraklarını uyandırmak mümkün. Ve bu, sayılarla çevrili bir dünyada pek de şaşırtıcı olmasa gerek.

kaynak: Psikolog Çiğdem Alparslan / ailem
_________________

Paylaşılmayan Bilgi Kitap Yüklü Eşşek Gibidir
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni baÅŸlık gönder   BaÅŸlığa cevap gönder    Egitimin Sesi Forum Ana Sayfa -> EÄŸitim ve Öğrencilerimiz Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
GeçiÅŸ Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group

  İçerik Genel Kültür

Modüllerimiz

Dokümanlar EÄŸlence Web Master İletiÅŸim  
Ana Sayfa Haberler
Haber Başlıkları
Köşe Yazıları
Üyelik
Resim Galerisi
Videolar
Åžiirler
Tarihte Bugün
Atatürk
Bilgisayar
Atasözlerimiz
Sivil Savunma
EÄŸlence
Rehberlik
Nutuk
Rüya Tabirleri
Burçlar
Gif ArÅŸivi
MSN
Dosyalar
Tüm Dosyalar
Sunumlar
Google Map
Fıkralar
Oyunlar
Flashlar
Web Araçları
PHP İpucu
Künye
Bize Yazın
Forum
E-Devlet
Ziyaretçi Defteri
Anketler
Reklam
Top ^
explorer firefox Opera Chrome www.egitiminsesi.com © 2010
Sitemiz PHPNuke 2005 Kodlarına sahiptir. Her türlü hakkı saklıdır.
1024x768 pixsel görüntü boyutuna göre hazırlanmıştır.

Web Tasarım  PHPNuke Ana Site  Haber Bandı
Web Tasarım EğitiminSesi