Ana Sayfa Ziyaretçi: 13 Üye: 0 Toplam: 13   Toplam Uye: 16528   Son Üye  sina19
PHP Nuke Demo Modülümüz Yayına Başlamıştır....
Anasayfa   |  Haberler   |  Dosyalar   |  Sunumlar   |  Hesabınız   |  Forum   |  İletişim
İçerik
 
  Ana Sayfa
  Haberler
  Haber Başlıkları
  Köşe Yazıları
  Üyelik
 
  Resim Galerisi
  Videolar
  Şiirler
  Tarihte Bugün
 
  Atatürk
  Nutuk
  A-Z Bilgisayar
  Sivil Savunma
  Atasözlerimiz
  Gif Arşivi
  Rüya Tabirleri
  Burçlar
  Testler
  Eğlence
  MSN
  Rehberlik
 
  Bize Yazın
  Forum
  Ziyaretçi Defteri
  Anketler
  Reklam
  E-Devlet
 
  Oyunlar
  Flashlar
  Fıkralar
  Google Map
 
  Sunumlar
  Dosyalar
  Tüm Dosyalar
 
  Web Araçları
  PHP İpucu
  Demo
  Künye
Reklam
Reklam
Reklam seçenekleri için tıklayınız
Galerimizden
5

Atasözlerimiz Ana Sayfa

 
 


Oduncunun gözü omçada, dilencinin gözü çömçede.
Kişiler iş, meslek ve durumlarına göre kendilerine gerekli olan şeylerin peşine düşerler; onları elde etmeye çalışırlar.

Olacakla öleceğe çare bulunmaz.
İnsanın kaderinde ne varsa o olur, bunu değiştirmek mümkün değildir. Dünyada olup biten her şey Yüce Allah`ın kaza ve kaderine göre olur. Dolayısıyla ölüm de insanın iradesinin dışındadır. Eceli gelen, günü dolan ölür; bu mutlaka olacaktır, bunun önüne geçilemez.

Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar.
Zengin, varlıklı kişi dilediği gibi yaşar; istediği gibi yer, içer; giyinir, kuşanır; rahatına rahat katar. Ama yoksul kişi değil rahatına bakmak, geçimini temin edemediği için içten içe üzülür; acı çeker.

Olsa ile bulsayı ekmişler, hiç bitmiş (yel ile yuf bitmiş).
İnsan başarılı sonuca boş söz ve hayalle değil, çalışarak ulaşır ancak. Bu sebeple “bu iş böyle, şu iş şöyle olsa, şu şartlar yerine gelse” gibi sözler sarf etmekle insanın eline bir şey geçmez. İnsan bir şey kazanmak istiyorsa hareket etmeli, çalışıp çabalamalıdır.

Ortak (kuma) gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş.
Bir erkeğin hanımları birbirleriyle iyi-kötü anlaşabilirler, ama kardeşlerin hanımları birbirleriyle geçinemezler.

Osmanlı`nın ayağı üzengide gerek.
Bir devleti ayakta tutmak, yüzyıllar boyu yaşatmak, sınırları genişletmek, dini yaymak o kadar kolay bir şey değildir. Ancak atalarımız bunu becermişlerdir. Becerirken de sürekli hareket hâlinde olmuşlar, didinip çalışmışlar, dur durak bilmemişler, bir yere bağlanıp kalmamışlardır. Onlar bilirlerdi ki, hareketsiz kalan, tembelleşen, bir yere bağlanıp kalan (yani ayağını üzengiden çeken) kişi, ne başarılı olabilir, ne de dirlik ve düzenliğini sağlayabilirdi.

Otu çek, köküne bak.
Bir kişinin kimliğini, nasıl birisi olup olmadığını öğrenmek için soyunu sopunu bilmek ve tanımak gerekir.

Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır.
Ağızdan çıkan söz, çok çabuk duyulur; başkalarının diline düşer ve bir anda her tarafa yayılır.

Oturduğu ahır sekisi, çağırdığı İstanbul türküsü.
Kimi kişiler bulundukları yer ve şarta uymayan, ters düşen davranışlarda bulunur; kendilerini alay konusu ederler.

Oynamasını bilmeyen gelin yerim dar demiş.
Kimi beceriksiz, başarısız, kendisinden bekleneni veremeyen kişiler bazı bahanelerin arkasına saklanarak açıklarını kapatmaya çalışırlar.

www.egitiminsesi.com

  İçerik Genel Kültür

Modüllerimiz

Dokümanlar Eğlence Web Master İletişim  
Ana Sayfa Haberler
Haber Başlıkları
Köşe Yazıları
Üyelik
Resim Galerisi
Videolar
Şiirler
Tarihte Bugün
Atatürk
Bilgisayar
Atasözlerimiz
Sivil Savunma
Eğlence
Rehberlik
Nutuk
Rüya Tabirleri
Burçlar
Gif Arşivi
MSN
Dosyalar
Tüm Dosyalar
Sunumlar
Google Map
Fıkralar
Oyunlar
Flashlar
Web Araçları
PHP İpucu
Künye
Bize Yazın
Forum
E-Devlet
Ziyaretçi Defteri
Anketler
Reklam
Top ^
explorer firefox Opera Chrome www.egitiminsesi.com © 2010
Sitemiz PHPNuke 2005 Kodlarına sahiptir. Her türlü hakkı saklıdır.
1024x768 pixsel görüntü boyutuna göre hazırlanmıştır.

Web Tasarım  PHPNuke Ana Site  Haber Bandı
Web Tasarım EğitiminSesi